SON DAKİKA
Son dakika haberi bulunmamaktadır
Okan Bent Önok
Köşe Yazısı

Okan Bent Önok

1970 yılında doğan Okan Bent Önok, çok yönlü yaşamı ve özgün düşünce yapısıyla dikkat çeken bir isimdir. Türkiye’de aldığı eğitimle birlikte hem kültürel hem de entelektüel açıdan zengin birikim kazanan Önok, farklı meslek dallarında edindiği deneyimlerle yaşamın her alanına dokunmuştur. Gençlik yıllarında futbolculuk, devlet memurluğu ve sivil havacılık gibi farklı sektörlerde yer alan Önok, bugün bu tecrübelerini toplumsal gözlem ve eleştiri gücüyle harmanlayarak kaleme almaktadır. Statükoya muhalif duruşu ve asi kişiliğiyle tanınan yazar, düşüncelerini cesurca dile getirmesiyle geniş bir okuyucu kitlesine ulaşmıştır. Köşe yazarlığını, toplumsal olaylara ışık tutmak ve insanlara farklı bakış açıları kazandırmak için bir platform olarak kullanmaktadır. Atatürkçü bir bakış açısına sahip olan Önok, insan hakları, özgürlük ve laiklik ilkelerini savunmaktadır. Marjinal kişiliği, mizahi üslubu ve alışılmışın dışında düşünme biçimiyle okurlarını hem düşündüren hem gülümseten bir kalemdir. Okan Bent Önok, “Yeniden İlk Haber” ailesinde köşe yazılarıyla sadece olayları değil, olayların ardındaki insanı da anlatmaya devam ediyor. 📚 Eserleri: Gölgedekiler, Rüzgar, Tuval

Toplumsal Ruhumuzu Kaybettik

Yayın Tarihi
14 Kasım 2025, 12:52
Okuma Süresi
3 dakika

Bandırma’da son dönemde yaşanan üç olay, aslında birbirinden bağımsız gibi görünse de toplumun aynı kırılgan noktasına işaret ediyor: Tepkisizlik. Sanki alıştık, sanki kabullendik, sanki artık hiçbir şey bizi rahatsız etmiyor. Oysa bu olayların her biri, demokrasi kültürünün, toplumsal duyarlılığın ve ortak değer bilincinin nasıl eridiğini gösteren ibretlik örnekler.

Bandırma’da Üç Ayrı Skandal, Toplumsal Ruhumuzu mu Kaybettik?

Birincisi; ailelerin yıllardır özlemle beklediği çocuklarıyla birlikte kullanabileceği bir oyun parkı alanına meclisin içki ruhsatı vermesi. İster laik, ister muhafazakâr olun; ister içki içen, ister içmeyen biri olun… Ortada bütün toplumun üzerinde uzlaşabileceği bir mesele var: Çocukların güvenliği ve kamusal alanların etik düzeni. Oyun alanı, toplumun en masumlarının, çocukların mekânıdır. Anne-babaların akşam serinliğinde çocuklarına dondurma alıp oturdukları, ailelerin sosyalleştiği bir nefes alanıdır. Böyle bir bölgeye içki ruhsatı verilmesi, hukuken mümkün olabilir; ama toplum ahlakı, şehir planlaması ve kamusal hassasiyet açısından çok ağır bir hata.

Peki ne oldu? Bandırma ayağa mı kalktı? Bir STK mı açıklama yaptı? Bir vatandaş inisiyatifi mi kuruldu? Hayır. Sessizlik… Bu sessizlik, artık yanlışlara “yanlış” demekten çekinir hale geldiğimizin en büyük kanıtı.

İkinci olay; Atatürk düşmanı bir yazarın, Atatürk’e ve Atatürkçülere karşı açıkça hakaretler yağdırması. Normal bir ülkede, kurucu lidere bu seviyede hakaret eden biri, en azından toplumsal baskı görür, entelektüel çevrelerden tepki alır, kamuoyunun vicdanında mahkûm edilir. Ama bugün? İnsanlar sadece izliyor. Çünkü herkes aynı cümleyi kuruyor: “Boşver abi, uğraşmaya değmez.”

Atatürk düşmanlığının hedefi bir şahıs değildir; kurucu değerlerdir, laikliktir, bağımsızlıktır, akıldır, bilimdir. Bu değerler yok olursa ülke çöker. Ama buna rağmen toplumun geniş kesimi hala susuyorsa, bu artık korkudan değil, alışılmışlıktan kaynaklanıyor. Tepki verme refleksimiz törpülendi. Normallerimiz değişti.

Üçüncü olay; bir siyasetçinin tatil sırasında yakın arkadaşının eşine uygunsuz mesajlar atması. Bu olay, Bandırma’nın değil, Türkiye’nin ahlaki çöküş aynasıdır. Eskiden siyasetçiler toplumun önünde bir ahlak modeli olma iddiasındaydı. Bugün ise özel hayattaki skandallar bile normalleşmiş durumda. Ve yine tuhaf bir sessizlik… Partisinden bir açıklama? Yok. Kamu baskısı? Yok. Basında geniş bir tartışma? Yok. Çünkü bu tür olaylara artık “magazin” muamelesi yapılıyor.

Peki biz ne olduk? Ne değişti?

Bu üç olay, aslında üç farklı toplumsal fay hattına dokunuyor:

1. Kamusal alan ve aile değerleri

2. Cumhuriyet ve Atatürk’e saygı

3. Siyasette etik ve ahlak

Ve hepsinde ortak olan şey şu: Duyarsızlık.

Toplum belki kötüye alıştı, belki yoruldu, belki umudunu kaybetti.

Belki insanlar “konuşursam başıma iş gelir” korkusuyla geri çekildi.

Belki de herkes artık yalnızca kendi küçük dünyasına sığındı.

Ama tepkisizlik, sandığımız kadar masum bir şey değil. Tepkisizlik, kötü olanı güçlendirir. Yanlış olanı meşrulaştırır. Ses çıkarmayınca sadece sakin kalmış olmuyoruz; farkında olmadan kötülüğün önünü açıyoruz.

Unutmayalım:

Toplumu yıkan olaylar değil, olaylara gösterilen sessizliktir.

Bir milletin yok oluşu, tanklarla tüfeklerle değil; insanların umursamazlığıyla başlar.

Bandırma’da bir parkın ruhsatıyla başlayan bu pervasızlık, yarın bir okulun yanına açılacak meyhaneye dönüşür.

Atatürk’e edilen hakaret karşılıksız kalırsa, yarın Cumhuriyet’e yönelik daha ağır saldırılar meşrulaşır.

Bir siyasetçinin ahlaksız davranışı tepki görmezse, yarın daha büyük çürüme yaşanır.

Bu nedenle mesele, üç ayrı skandal değil.

Mesele, toplumun refleks kaybı.

Mesele, “bize ne” psikolojisi.

Ama hâlâ geç değil. Her şey kaybolmuş değil. Halk isterse bütün gidişatı değiştirebilir. Bandırma’da da Türkiye’de de…

Bugün tek yapmamız gereken şey, sadece şu soruyu sormak:

Biz neye sessiz kalıyoruz, ve neden?

Cevabını bulduğumuz gün, toplum yeniden canlanacak.

Yasal Uyarı: Bu köşe yazısında yer alan görüş ve değerlendirmeler yazarına aittir ve yazarın sorumluluğundadır. Yayımlanan içerik, yazarın kişisel görüşünü yansıtmakta olup, sitemizin resmi görüşünü temsil etmemektedir.

Okan Bent Önok

Okan Bent Önok

1970 yılında doğan Okan Bent Önok, çok yönlü yaşamı ve özgün düşünce yapısıyla dikkat çeken bir isimdir. Türkiye’de aldığı eğitimle birlikte hem kültürel hem de entelektüel açıdan zengin birikim kazanan Önok, farklı meslek dallarında edindiği deneyimlerle yaşamın her alanına dokunmuştur. Gençlik yıllarında futbolculuk, devlet memurluğu ve sivil havacılık gibi farklı sektörlerde yer alan Önok, bugün bu tecrübelerini toplumsal gözlem ve eleştiri gücüyle harmanlayarak kaleme almaktadır. Statükoya muhalif duruşu ve asi kişiliğiyle tanınan yazar, düşüncelerini cesurca dile getirmesiyle geniş bir okuyucu kitlesine ulaşmıştır. Köşe yazarlığını, toplumsal olaylara ışık tutmak ve insanlara farklı bakış açıları kazandırmak için bir platform olarak kullanmaktadır. Atatürkçü bir bakış açısına sahip olan Önok, insan hakları, özgürlük ve laiklik ilkelerini savunmaktadır. Marjinal kişiliği, mizahi üslubu ve alışılmışın dışında düşünme biçimiyle okurlarını hem düşündüren hem gülümseten bir kalemdir. Okan Bent Önok, “Yeniden İlk Haber” ailesinde köşe yazılarıyla sadece olayları değil, olayların ardındaki insanı da anlatmaya devam ediyor. 📚 Eserleri: Gölgedekiler, Rüzgar, Tuval

Uzun yıllar gazetecilik yapan Okan Bent Önok, özellikle yerel gündem ve toplumsal konularda uzman görüşleriyle tanınmaktadır. Yazılarında objektif yaklaşımı ve analitik bakış açısıyla okuyucularına farklı perspektifler sunmaktadır.

Bu haberi paylaş

Yorumlar (0)

Görüşlerinizi bizimle paylaşın. Yorumlarınız onaylandıktan sonra yayınlanacaktır.

Yorum Yap

0/1000 karakter

Not: Yorumlarınız editörlerimiz tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır. Lütfen saygılı ve yapıcı yorumlar yazınız.

Yorumlar yükleniyor...

YAZARLARIMIZ

Esma Özen

Esma Özen

Esma Özen, yerel gazeteciliği yalnızca haber aktarmak olarak görmeyen; kentin hafızasını tutan, soruyu doğru yere yönelten bir basın emekçisidir. Balıkesir ve çevresinde siyaset, yerel yönetimler, çevre mücadelesi ve toplumsal adalet başlıklarında yaptığı haberlerle öne çıkar. Özellikle kadın cinayetleri, cezasızlık politikaları ve kamu yararını ilgilendiren konularda net, cesur ve tavizsiz bir dil kullanır. Haberlerinde “gelmiştir–yapılmıştır” klişelerinden uzak durur; okuru bilgilendirirken aynı zamanda düşündürmeyi hedefler. Basın açıklamalarını süzgeçten geçiren, perde arkasını merak eden ve “neden?” sorusunu ısrarla soran bir habercilik anlayışına sahiptir. Sosyal medya ve dijital mecralarda etkili başlıklar, güçlü kapak görselleri ve gündem yaratan içerikler üretir. Yerel demokrasinin, şeffaflığın ve kamusal sorumluluğun takipçisi olan Esma Özen, gazeteciliği bir meslekten çok topluma karşı bir görev olarak görür.

Esma Sarıbaş

Esma Sarıbaş

Teknolojinin teknik derinliğini ve altyapısal katmanlarını merkeze alan yazarımız, dijital dünyanın gelişim süreçlerini analiz ediyor. Sadece değişimi takip etmekle kalmayıp, sistemlerin işleyiş mantığını ve dijital stratejilerin geleceğini çözümleyen bir bakış açısıyla, teknoloji odaklı bir yol haritası sunuyor.

MERHABA

MERHABA

Yeniden İlk Haber Gazetesi imtiyaz sahibi.

Okan Bent Önok

Okan Bent Önok

1970 yılında doğan Okan Bent Önok, çok yönlü yaşamı ve özgün düşünce yapısıyla dikkat çeken bir isimdir. Türkiye’de aldığı eğitimle birlikte hem kültürel hem de entelektüel açıdan zengin birikim kazanan Önok, farklı meslek dallarında edindiği deneyimlerle yaşamın her alanına dokunmuştur. Gençlik yıllarında futbolculuk, devlet memurluğu ve sivil havacılık gibi farklı sektörlerde yer alan Önok, bugün bu tecrübelerini toplumsal gözlem ve eleştiri gücüyle harmanlayarak kaleme almaktadır. Statükoya muhalif duruşu ve asi kişiliğiyle tanınan yazar, düşüncelerini cesurca dile getirmesiyle geniş bir okuyucu kitlesine ulaşmıştır. Köşe yazarlığını, toplumsal olaylara ışık tutmak ve insanlara farklı bakış açıları kazandırmak için bir platform olarak kullanmaktadır. Atatürkçü bir bakış açısına sahip olan Önok, insan hakları, özgürlük ve laiklik ilkelerini savunmaktadır. Marjinal kişiliği, mizahi üslubu ve alışılmışın dışında düşünme biçimiyle okurlarını hem düşündüren hem gülümseten bir kalemdir. Okan Bent Önok, “Yeniden İlk Haber” ailesinde köşe yazılarıyla sadece olayları değil, olayların ardındaki insanı da anlatmaya devam ediyor. 📚 Eserleri: Gölgedekiler, Rüzgar, Tuval

Simge Ham

Simge Ham

Köşe yazarımız, toplumun görmezden gelinen yaralarını ve kadınların gündelik hayatta karşı karşıya kaldığı eşitsizlikleri cesur bir dille kaleme almaktadır. Yazılarında adalet, hak ve vicdan kavramlarını merkeze alır.

Ters Köşe

Ters Köşe

Ümit Atılganer

Ümit Atılganer

Spor Yazarı

Yeniden İlk Haber

Yeniden İlk Haber